…:::::SeRzEn!şLeR:::::…

Ağustos 31, 2008

Ben Bir Parçada Hüzün Alayım

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 8:08 pm

“evvel zaman içindeymişiz 
dünyanın alemin dışındaymışız 
her dem senin aşkındaymışız”
 
Kim yazmış, nasıl yazmış, bu satırlarda neler yaşamış, acaba cümlelere hangi aşkları saklamış hiç bilmiyorum ama geceme harika, tatlı bir meze oldu.

Karanlığın içinde gece. Söylemesi ne kadar da basit geliyor dile değil mi?

Ama gelin siz birde bana sorun. Geceleri ben yaşasam gündüzlerde sizin olsa olur mu?

Bırakın geceleri onlar masum…
Önceleri geceleri yapılırdı bütün günahlar. Karanlık kapatırdı üstünü, belli olmazdı hani. Artık gündüzleri oluyor bütün günahlar. Üstünü kapatmaya bile hiç gerek duymuyolar. O yüzden gendüzleri siz yaşayın. Bırakın geceleri ben yaşarım. Kafanızı takmayın, ben tutarım ayın ve yıldızların nöbetini.

Ama kaldırımlar ve sokak lambaları yalnız kaldı. Tüh onlarıda Necip Fazıl bekleycekti.Babasız mı kaldı kaldırımlar şimdi?

Yalnızmı sözler, kelimeler.

(more…)

Reklamlar

Nisan 29, 2008

Önce Üzmez darbe azz sonra

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 6:47 am

İSLAMCI sitelerde adını yazmaktan bile kaçınıyorlar, İslamcı TV’lerin sitelerinde, “yazar H.Ü.” diye geçiştirmeye çabalıyorlar.

En küçük bir utanma duygusu taşımadan. Her fırsatta vurguladıkları, dini ahlaktan yoksun bir eda ile.

Daha çok genç yaşta, Ahmet Emin Yalman’a suikast suçlamasıyla on yıl hapis yatan İslamcı yazar Hüseyin Üzmez tutuklanıyor.

Üzmez 78 yaşında. 14 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz iddiasıyla şimdi cezaevinde.

İddia doğru mu, eğri mi, yargı sonunda ortaya çıkacak. Ama, şimdiden ortaya çıkan bir gerçek var.

Dinci basının bu olay karşısında tavrı. İddianın kendisi kadar ahlak ve mantık dışı.

28 ŞUBAT GİBİ

 

“Yazar Hüseyin Üzmez’e yönelik taciz suçlamaları akıllara 28 Şubat döneminde ardarda gelen Müslüm Gündüz, Fadime Şahin, Ali Kalkancı vakalarını getirdi. (more…)

Ağustos 10, 2007

Miraç / Behiç Kılıç

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 5:01 pm

 Behiç Kılıç / İnternethaber.com

En mübarek “yükseliş”i bir kez daha idrak etme fırsatı bulduğumuz bu kutsal gecenin ,tüm insanlığı aydınlatmasını ,hayırlı olmasını diliyorum..Erbabının kelimeleri ile yad edecek olursak..“Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bu gece kurb-u Hakk”a vâsıl oldu. Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimiz Cebrail”i Sidretü”l-Müntehâ”da bırakarak kendisine sunulan Refref”in kılavuzluğu ile ALLAH Teâlâ”nın dilediği yere kadar geldi ve Cenâb-ı ALLAH”ın:

(more…)

Ağustos 9, 2007

Aaa ! Mesut Gelmiş !

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 10:12 am

 

 Necati Tuncer / Milli Gazete

 Yavrum Mesut hoşgeldin! Binaenaleyh sen de beni taklit ediyorsun.Kaçıncı kere gelmiş oldun.

-Benim Yüce Divan farkım var the şapgalı baba.

-Doğru yavrum Mesut. Biz ihtilallerle gitmeye alışmıştık. Binaenaleyh sen Yüce Divan’a gitmiştin. Yavaş konuşmanın fevkalade faydasını görmüştün.

-Burasını pek anlayamadım the şapgalı baba? Yavaş konuşmanın Yüce Divan’la ne alâkası var yahu?

(more…)

Bekir Coşkun’dan Yağmur Duası Eleştirisi !!

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 5:35 am

Bekir Coşkun/Hürriyet

Yağmur duası…

İyi ki yağmur duasına çıktınız.

Çok yağmur yağdı da barajlar doldu çünkü.

Bu beceriksiz adamlara nohut karşılığında oy verip, sonra da yağmur duasına çıkmak neyin nesi?

Hadi yağmur duasına çıktınız, diyelim ki su sorunu tamam…

Pekiii, işşizlik için ne yapacaksınız?..

(more…)

Dolmabahçe Kriterleri Uygulamada

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 5:33 am

   Ali Öztürk / Boyuthaber.com

27 Nisan e-muhtırasının hemen ardından gerçekleşen Dolmabahçe Zirvesi’nde neler konuşulduğu kamuoyundan gizlenmiş ve bu görüşmenin devlet sırrı olduğu açıklanmıştı. Ancak bu görüşmede neler konuşulduğunu tahmin etmek aslında çok da zor değil. Elbette Başbakan ve Genel Kurmay Başkanı bu görüşmenin ayrıntılarını açıklayacak değillerdi. Bunu beklemek sanırım fazlasıyla saflık olurdu.

(more…)

Ağustos 7, 2007

Milli Görüşçü Yeni Bir Parti Kurulur mu?

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 5:44 am

 AHMET N. GÜVENER  

 

Bugün yayımlanmak üzere başka bir yazı kaleme almıştım. Fakat Nedim İlkay’ın yazısı hesapları alt üst etti. Girmeyi hiç içimin çekmediği bir konuya kısaca değinip Nedim İlkay’ın yazısına cevap vereceğim. Aslında cevap verilecek pek çok nokta var. Nedim İlkay Millî Görüş’ün 69 ruhundan söz ediyor. Ama o köprülerin altından çok suların aktığını açıklamamız uzun sürer. Bence 1969 geriye referanstır. O dönemin koşulları ile bu döneminkiler farklıdır. Sayın Erbakan’ın bile bazı kesimlerce Refah-Yol dönemine yaptığı vurguyu “geçmişe atıf” sayanların bulunduğu bir ülkede, 1969 çok gerilerdedir.“Saadet’in sorunu strateji sorunu mudur?” sorusuna da çok uzun bir cevap vermek gerekir. Hayır, diyerek geçelim. Ama herhalde Saadet’in bugün, içeriden inşa edenlere, hariçten gazel okuyanlardan daha çok ihtiyacı var. Nedim Bey’i tenzih ederek şunu da belirtmem gerekir ki, Millî Görüş’ü boğmaya ahdetmiş bazı çevrelerle içli dışlı olan kimi şahısların Millî Görüş’e yön vermeye çalışması ise olacak şey değildir. Ak Parti’nin tesis ettiği ahlakın getirilerinden faydalanıp, bu nimetleri siyasî güce çevirmek için zemin arayan arkadaşlar başarılı olurlar mı bilmem. Ama bu kimseler benim nazarımda dâima masumiyetlerini yitirmiş kimselerdir. Dolayısıyla ille de taş atılacaksa, bunu masum kalanlar atacaktır.

(more…)

Ağustos 3, 2007

Gül olmadıysa Erdoğan’ı verelim

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 11:48 am

 Ahmet Taşgetiren / İnternethaber.com

Bu balonun bir toplu iğnecik canı var, hadi o iğneyi batıralım ve bu balon sönsün!

Balon, çarpıtılmış uzlaşma balonu…

Balon Erdoğan devleti öğrendi, onun için uzlaşma istiyor balonu…

Balon, Erdoğan eliyle Gül’ü tasfiye ve ardından Ak Parti’nin liderliğini çatlatma balonu…

***

Son zamanlarda böyle bir tema gelişti.

28 Şubat günlerinde Demirel’in post-modern darbenin güdücüsü haline gelmesi üzerine dendi ki:

-Demirel, aktif siyasette iken, irticaya taviz verdi ama Cumhurbaşkanı olunca, askerlerle yakın temasa girdi ve devleti öğrendi. Ondan sonra da 28 Şubat sırasındaki misyonu üstlendi.

Devleti öğrenmek!

(more…)

Temmuz 31, 2007

Türkiye’yi anlamak… / Umur Talu

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 7:27 am

 

Birinin diğerini ezmeye çalıştığı bir ülkede, çifte standartları yazan Umur Talu:

“Kimini üniversiteye, kimini “kamusal alanlar”a, okul bahçesine, nizamiyeye sokmuyor, bir başkasını linç etmek istiyoruz.
Kendi kimliğine, hayatına, tarzına, varlığına saygı bekleyen birçoğumuz, ötekininkini çiğnemekte hiç tereddüt etmiyor.”

(more…)

Temmuz 26, 2007

Yok öyle zeytinyağı gibi üste çıkmak! / Tuğçe Baran

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 10:40 am

 

Mine Kırıkkanat gibi halk düşmanının yazdığı VATAN Gazetesi’nin en delikanlı, güzel fikirli yazarı Tuğçe Baran mükemmel bir yazı daha yazdı. Sen yazmana devam et Tuğçe, okuyanlar var!

Üniversitelerdeki kanuni ayrımcılık hiç umurunuzda olmaz hatta bunu haklı bulurken topu topu 25 tane mi ne tesettür oteli var ve oraya açıkları almıyorlar diye ki alanlar var- bunu memleketin en büyük ayrımcılığı olarak gördüğünüz için.

“Yok yani ben hakikaten etrafımda türban reklamını bırak türbanlı falan BİLE görmek istemiyorum” diyebilecek kadar şuursuzlaştığınız için. (Türkiye’nin yüzde yetmişi kapalı ulan!)

(more…)

Sola dönme öz olur! / Umur Talu

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 10:11 am

 

Yine başladı malum çevreler! Yardım almak için oy verdiler diyorlar millete. 27 Nisan günü Sabah’tan Umur Talu tokat gibi bir yazı yazmıştı. O’nu arşivimizden çıkarttık…

Oyunu satmak; hem de bir kilo pirince. /  Ya hakikaten, milletin bir kısmı buysa/ Yani açsa/ Yani bir kilo pirinç o an hayatındaki en önemli varlık olacaksa.

“Cumhuriyet”, sadece bando, balo, başı açıklık, bir tür laiklik ve devletçi seçkinliğe sıkıştırılıp özde kurutulmamalı, hakikaten “halkçı”, hakikaten “zümre egemenliklerine karşı, imtiyazlara düşman”, hakikaten “adalet” sayılmalıydı.

(more…)

Temmuz 24, 2007

Neydi o gizli anlaşma!

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 11:14 am

“O zaman sizin Tayyip Bey’le bir anlaşma

yaptığınızı bilmiyordum. O gecenin tanıkları

vardı…”

 ZÜLFÜ LİVANELİ’nden ŞOK ÇIKIŞ! 

Tayyip Erdoğan ile Deniz Balkal arasındaki o anlaşmada neler vardı! İşte VATAN yazarı LİVANELİ’nin bu günkü köşe yazısı…

(more…)

Temmuz 23, 2007

Yüzdelik hesaplarla ölçülemeyen aşkların sahibiyiz biz/ M. Mustafa Uzun

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 12:57 pm

 

Söylenecek bir şey varsa O’nu M. Mustafa Uzun söylemiş. İşte Uzun’un Haber5.com’daki Özel Analizi:

Hak davayı utandıracak kara çizgilerimiz olmadı

bizim. Ama Kudüs acıttı yüreğimizi her daim.

Sırat’ı beraber geçmeye çekineceğimiz stratejik

ortaklarımız yok.

(more…)

Temmuz 4, 2007

Bu ülkeyi Sevmeyenler / Ece Temelkuran

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 7:29 am

dink.jpg 

Türkiye’li bir Ermeni artık korunaksız dolaşamaz mı oldu sokalarda. Faşist, kafatasçı insanlar gerçekten vatansever mi oluyor şimdi. Milliyet yazarı Ecel Temelkuran (ki kendisiyle bir çok yönden ayrım yaşarız) bu gün güzel bir yazı kaleme almış.

(more…)

Haziran 26, 2007

Orta yaşlı siviller de rahatsız / Engin ARDIÇ

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 12:59 pm

       Orta yaşlı siviller de rahatsız / AKŞAM

Çünkü bizi fazla adam yerine koyan yok ve herkes ya genç subayların ya genç sivillerin rahatsızlığını kolluyor!

Toplumda artık azınlıktayız, rahatsızlığımız da ne maraza çıkaracak kadar cerbezeli, ne sandık patlaması yapacak kadar güçlü.
(more…)

Haziran 24, 2007

Altı kaval, üstü şeşhane / Emre Aköz

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 9:48 am

Dün İstanbul Çağlayan’da teröre karşı ‘ sessiz yürüyüş‘ yapıldı. Ancak ‘ cumhuriyet mitingleri‘ ile kıyaslandığında katılım çok azdı.

(more…)

Haziran 23, 2007

Amerikan ve İsrail Planlarına Karşı Olduğumuz İçin Milli Görüş’ün Yanındayız! / Nureddin Şirin

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 1:32 pm

erbakan.jpg 

“İster dün veya bugün, İster siyonist İsrail rejimi zemininde veya isterse dünyanın değişik bölgelerinde, özellikle de Amerika’daki Siyonist lobilerin Milli Görüş’e…”

(more…)

Haziran 18, 2007

ÖSS’deki bu kadar öğrenciyi ne yapacağız !!!/ Haber5

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 9:24 am

Bu yazımızın başlığı, “Öğrenciyi Süründürme Sınavına beş kala” da olabilirdi… Zira öğrenciler “ÖSS öldürmez, sadece süründürür…” şakasını normalleştirmiş ve içselleştirmiş durumdalar. Ne kadar acı olursa olsun bu malum… Bunlar ülkemizde gerçekler arasına girdi… Bu ülkenin o kadar saçma gerçekleri var ki… Bu kadar saçma gerçeklerin arasında normal hayatımıza devam etmemiz şaşırtıcı olsa da bizler anormal zihinlerin sahibi olmaya doğru yol alıyoruz diye düşünüyoruz.

(more…)

Kudüs Gecesi olayının arka plânı

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 9:07 am

28 Şubat döneminde, tankların “demokrasi” üzerinden geçildiği dönemde yaygarası kopartılan bir gün vardı. Kudüs Gecesi’nin yapıldığı gün. O günlerde Milli Görüşçü arkadaşlarımız bilmeden Nureddin Şirin’e kızmış ve kendisinin Milli Görüş’e zarar verdiğini söylemişlerdi. Peki olayın aslı ne? Nureddin Şirin’in velfecr.com’da Milli Görüş’ün Siyonizmle hesaplaşması başlıklı yazısını sizlerle paylaşıyoruz.

(more…)

Haziran 6, 2007

Milli Görüş’e büyük tırpan / Ahmet Hakan

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 8:07 am

Dün yayınladığımız Eski Milli Görüşçüler Tayyip Erdoğan’dan Nasıl “Veto” Yedi? haberimizin ardından Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşun bu gün aynı doğrultuda bir yazı yazdı. AKP listelerindeki eski Milli Görüşçü tasviyesi, Bülent Arınç ve Ahmet Hakan’ın yazısı

(more…)

Haziran 1, 2007

Kaç Latif Abi kaç / Ahmet Hakan

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 4:38 pm

EĞER tamahkárlık tavan yaptıysa…Eğer “Milletim beni istiyor” türküsü dillere pelesenk olduysa…

“Başbakan Yardımcılığı” gibi çok önemli bir pozisyonun nasıl da gözünün yaşına bakmadan terk edilebileceğini göster herkese Latif Abi.

Git, bir kıyı kasabasına yerleş!

Ahmet Arif’ten “Oy havar! Muhammed İsa aşkına” diye dizeler oku.

______________________________________________________________

(more…)

Mayıs 30, 2007

Bir delikanlı yazar: Tuğçe Baran

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 12:25 pm

 Vatan Gazetesi yazarı Tuğçe Baran daha önce sözde şeriat tehlikesi ile yazdığı yazısının ardından Atatürkçü Düşünce Derneği’nin gazabına uğradı. Ama yılmadı. Tuğçe Baran’ın bugünkü yazısı

(more…)

Mayıs 27, 2007

Helal olsun sana hacım / Ahmet Hakan Coşkun

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 1:22 pm

                                                                                                              

TAKKENDEN vazgeçmezsin…

Şalvarından da…

“Kısa bıyık, uzun sakal sünnettir” dersin.
Hatta…

Her pazar, “Efendi Hazretleri”nin pazar vaazı için Kadıköy’den Fatih’e koşturursun.

Ve alkolün bir damlası bile geçmez boğazından.

(more…)

Mayıs 20, 2007

Torunumla oturup, kime oy vereceğimizi konuştuk

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 10:32 am

273_b.jpg  Hakkı Devrim

İlk defa oy kullanacak olan torunumla oturup, kime oy vereceğimizi konuştuk.

Her yaştan yazarlar var, çok beğendiğim; yeni bir kitabı çıkınca hemen alıp okuduğum. Oyuncular var, sahnede ve ekranda seyretmeye doyamadığım. Köşekadıları var, her sabah yazısını okumadan edemediğim. Sporcular var seyretmekten, bıkıp usanmadığım. Şarkıcılar var, ne yapsalar takip ettiğim.
Torunlarımın en küçüğü Elif’in suali bu defa, yukarıda sözünü ettiklerime dair değildi. Böyle bir sualle karşılaşmayı hiç beklemediğimi, doğrusu
o sorunca fark ettim:
– Seçimde kime oy vereceğiz dede? İçeride sordum, git dedenle konuş dediler.
– Sen o yaşa geldin mi?
– On dokuzumu bitiriyorum.
– Aramıza hoş geldin öyleyse. Oy kullanacağın ilk seçim bu senin. Adam akıllı düşünüp bir doğru karar vermelisin!

(more…)

Mayıs 17, 2007

Anket manket /Yılmaz Özdil

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 7:02 am

 Müteahhit bir arkadaşım var.
Yüklü ödemede bulundu.
Kıramadım.
Onun adına anket yaptım.
Sonuçlar şöyle…
CHP yüzde 1.
MHP yüzde 1.
AKP yüzde 500.

Aslında, yüzde 1.500 ama, ben biraz hata payı bıraktım…
Kararsızlar var çünkü.

Seçim dönemine girdiğimize göre… Ve, mesleğimizin dürüstlük seviyesi yüzde 1.500 olduğuna göre… Bu tür “objektif habercilik” örneklerine de hazırlıklı olmanız gerekiyor.

Oku bunları üç gün…
Kendinden bile şüphe edersin… Kendinden bile.
Senin gibi düşünen bir kişi bile olmadığını; evrende yalnız, tek başına kaldığını zannedersin.

Peki ne yapmalı?
Hangi ankete inanmalı?
Kendine değil, illa ankete inanacaksan kardeşim… Bu işi para almadan yapana inan.
Var mı para almadan yapan?
Var.

Vatandaşa sormuşlar…
Türkiye genelinde, 2 bin vatandaşa… Hem de bir kez değil, her ay düzenli olarak sormuşlar.

Satın alma gücün nasıl?
Kötü.
Ne kadar kötü?
Son üç yılda olmadığı kadar.
Ülkenin ekonomisi nasıl?
Kötü.
Ne kadar kötü?
Son üç yılın en kötüsü.
İş bulma umudun var mı?
Yok.
Ev alma imkanın?
Yok.
Otomobil alma imkanın?
Yok.
Tasarruf?
Edemiyorum.

Kim yapmış bu anketi?
Merkez Bankası.
Evet… Merkez Bankası.
5 kuruş almadan.

Gerisi hikâyedir.
İstediğin kadar alla pulla.

var tmp; tmp = document.getElementById(“author_article_content”).getElementsByTagName(“a”); for(i=0; i

Mayıs 16, 2007

Engin Ardıç / Uydur kaydır

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 8:32 am

280081.jpg 

Ankara sinemalarında şimdi yeni bir komedi filmi oynuyor…

Bilindiği gibi, Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı yapmamak için, muhtıraya benzememesine özen gösterilmiş bir muhtıra verildi (“muğlak” sözler edersin, ayrıca lafı somut bir merciye değil “ortaya” atarsın, anlayan anlar)… Diğer kanattan da, “ulema arasında ihtilaf mevzuu” olacağına hiç aldırmadan durduk yerde bir “367” icat edildi ve Anayasa Mahkemesi’ne gidildi… Anayasa Mahkemesi “367’yi” kabul etti.

Hasan Cemal’in deyimiyle “hukuk eğildi büküldü, hatta siyasete alet edildi”… (Başıma dert almamak için Hasan Cemal’den alıntı yaptım, şimşekleri o çeksin.)

Bu kararı alan ve Gül’e Çankaya yolunu kapayan Anayasa Mahkemesi ve onun başkanı Sayın Tülay Tuğcu, bürokrasi ve “bürokrat kuyrukçusu basın” çevrelerinde bir anda kahraman oldu! Şeriatçılara iyi bir ders verilmişti doğrusu… Akan sular da durmuştu, bu kararı artık hiçkimse tartışamazdı.

(more…)

Mayıs 10, 2007

Bak sen şunun yaptığına! / Emre AKÖZ

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 1:14 pm

Hürriyet yazarı Bekir Coşkun adındaki zat köşesinde büyük bir gaflet örneği göstererek halkımızı aşağıladı. Bizde burada bir şeyler söylemeye çalıştık. Sabah Gazetesi yazarı Emre Aköz de aynı hassasiyeti gösterdi ve köşesine şu notları düştü:

(more…)

Mayıs 3, 2007

Dikkat, taş koyacaklar !

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 6:55 am

  

Halk Seçsin! .

Allah’tan 10 Nisan günü burada yazmıştım: “Cumhurbaşkanını halk seçmeli… Seçim mutlaka iki turlu olmalı… Köşk‘te kalma süresi 5 yıl olmalı… İkinci defa seçilebilmeli (5+5)…”
Eğer bunları yazmamış olsaydım, bazı şaşkınlar, “AKP’yi destekliyorsun” diyecekti. Halbuki ben olaya ilkeler ve idealler açısından bakıyorum.
Neyse… İşimize bakalım.
Cumhurbaşkanını halkın seçmesi sağlanabilir mi?
Elbette. Neden olmasın? Değiştirirsin anayasayı, olur biter.
Ancak bürokratik elit, bunu engellemek için elinden geleni yapacaktır.
Niye? Çünkü… Eğer cumhurbaşkanını halk seçerse, bürokratik elitin ve onunla birlikte hareket eden siyasetçilerin, Çankaya seçimini kendi çıkarlarına göre yönlendirme imkânı kalmayacak.
İşte asıl korkuları bu! Örnek mi istiyorsunuz? İşte bürokratik elitin sözcülüğünü yapan CHP Başkanı Deniz Baykal… Başbakan Erdoğan‘ın “O halde halk seçsin” dediğini duyunca ne tepki verdi: “Olmaz öyle şey… Yarı padişahlık sistemine mi gideceğiz?”

Cumhurbaşkanının anayasada yazılı yetkilerini Meclis içinden çıkan Süleyman Demirel kullanınca ‘yarı padişahlık’ olmuyor!

Aynı yetkileri Meclis dışından seçilen Ahmet Necdet Sezer kullanınca da ‘yarı padişahlık’ olmuyor!
Ama seçimi halk yapınca birden ortaya ‘yarı padişahlık’ lafı atılıyor.

Bürokratik elitin gücünü küçümsemeyin. Hukuk kökenlilerden oluşan bir grubun seçimi nasıl engellediğini hep beraber gördük.
Önce Yargıtay’ın eski başsavcısı Sabih Kanadoğlu, bir ilüzyonistin şapkadan tavşan çıkarması gibi, ortaya “367 gereklidir” tezini attı. Sinyal alınmıştı.
Devreye diğerleri girdi: Hukuk kökenli YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, 367’yi destekledi.
Vakanın Anayasa Mahkemesi‘ne gideceği belirginleşince, ortaya Cumhurbaşkanı Sezer çıktı: Mahkemeye ‘iktidarın önünü kesin’ sinyalini gönderdi.
Derken Genelkurmay bildirisi yayınlandı… Bütün bunlar yetmiyormuş gibi (ben unutmuştum, bir okurumuz hatırlattı) yine hukuk kökenli Baykal, “Aksi yönde karar verirseniz, ülkede çatışma olur” diye korkuttu.
Böylece Meclis, ‘mahkeme kararıyla‘, cumhurbaşkanını seçemez hale geldi.
Hiç kuşkunuz olmasın: Şimdi de aynı çabayı halkın seçmesini engellemek için gösterecekler.
Cumhurbaşkanını halkın seçmesi sadece bürokratik elitin değil, CHP’nin de kâbusu.
Nedenini anlatayım:
Biliyorsunuz, CHP yüzde 10 barajını değiştirmek istemiyor. Çünkü baraj işine yarıyor. Sadece milletvekili sayısı açısından değil… Aynı zamanda “Yüzde 34 oyla hükümet oldunuz, halkın yüzde 66‘sı size karşı…” diyebiliyor.
Peki cumhurbaşkanını iki turlu seçimle halk belirlerse ne olacak?
Türkiye’nin sağ-sol yapısını ve 2002 seçimlerini temel alarak tahmin edelim:
İlk turda, ‘sağ’ aday yüzde 34, sol aday ise yüzde 19 alacak. (Kalan oylar diğerleri arasında dağılacak.)
İkinci turda ‘sağ‘ aday yüzde 60-65, ‘sol‘ aday ise yüzde 35-40 oy alarak cumhurbaşkanı seçilecek.
Sonuç: Yüzde 60 ve üstü oy almış bir kişinin meşruiyetini kimse sorgulayamaz.
Korktukları bu!

Çünkü böyle bir durumda, ne hukukçuların söyleyecek bir lafı kalır, ne de Silahlı Kuvvetler bünyesindeki darbe heveslilerinin… Mitingler düzenleyerek siyasete müdahale etmeye çalışanların girişimi de balon olur.
İşte bu yüzden, cumhurbaşkanını halkın seçmesine taş koymaya yani engellemeye çalışacaklar.
Önümüzdeki yazılarda daha ayrıntılı bir biçimde ele alacağım saptamayla bitireyim: Cumhurbaşkanını halkın seçmesi, Mustafa Kemal’in zaferi, Kemalizmin hezimetidir

 

                                                                                                                                              emre aköz

Nisan 23, 2007

Sayın katakulleciler, yok sayılmak nasıl birşey ?

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 6:58 am

     Hurşit Doğan

 ————————————–

Gerçekten nasıl bir şey yok farz edilmek Sayın Katakulliciler? Adam yerine konmamaktan da öte değil mi?Daha yaralayıcı; Yok farz edilmek…O kadar millet vekilinin hiçbir şey ifade etmemesi…Seçime girsen de hava girmesen de…Terk edip gitsen de hava gitmesen de…Ha varsın, ha yoksun…Adamlar istediklerini seçecekler.Gel de çatlama.Çatlasan da patlasan da seçecekler.“Atatürk millete egemenliği vermekle yanlış yapmıştır” desen bir türlü, demesen bin…

Atam! niye “egemenlik Beyaz Türklerindir” demedin ki? Adamları da zor durumda bıraktın.

(more…)

Nisan 17, 2007

ENGİN ARDIÇ’TAN ŞAMAR !!!

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 9:29 am

 ENGİN ARDIÇ’tan yüz binlre şamar. . Tandoğan meydanında toplanan o kuru kalabalığa adete şamar atıyor Engin Ardıç. . Gözlerden kaçan bu yazısını sizinle paylaşıyoruz. Birileri muhakkak okumalı bu yazı. Baştan sona kadar. . Lütfen okuyunuz. . Tarihi bir şamar niteliğinde. . Tandoğan’a en güzel cevap bu yazı olsa gerek. . Teşekkür ediyoruz gazetecimize bu cesaretinden dolayı. .

İşte o yazı ;

Sevgili bürokratlar… Başbakanın, cumhurbaşkanı olunca “şeriatçı rektörler” atamasından korkuyorsunuz, değil mi?

Peki niçin rektörleri her üniversitenin kendi senatosuna seçtirme yoluna gitmediniz? Üniversitelerden “esas olarak solu kazımak” amacıyla düşündüğünüz YÖK kurumunun günün birinde “ötekilerin” eline geçebileceği niçin hiç aklınıza gelmedi?

(more…)

Nisan 11, 2007

Siz dayatma görmemişsiniz. / Engin Ardıç

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 1:00 pm

 

 

 

 

 

Anlama özürlüler için hemen belirteyim: Başbakanın cumhurbaşkanı olmasını istemiyorum.

Sonra da asıl lafıma gireyim: Aylardır ortalıkta dolaştırılan, seçim günü yaklaştıkça da hız verilen bir safsata var. Yeni cumhurbaşkanının “dayatmayla” seçileceği safsatası…

Meclisin gerekli ve yeterli oyuyla yapılacak seçim “dayatma” olarak kabul ediliyor. Toplumda bir “konsensüs” gerekiyormuş, herkesin üzerinde anlaşacağı ortak bir aday bulunmalıymış…

Geçen gün de bir CHP yöneticisi (adının Ahmet ya da Mehmet olması önemli değil, bir CHP yöneticisi olması önemli), bunun bir tür “sivil darbe” sayılacağını söyledi.

Başbakanı Çankaya’da “sözde” görmek istemeyenler ama aslında iktidar partisinin oy yitirmesine neden olacağı umuduyla bal gibi isteyenler, “dayatma ürünü olmayan” bir tek aday bulup çıkaramamışlar, şimdi atıp tutuyorlar… Çünkü böyle bir adam yok! Kemalistinin dincisinin, sağcısının solcusunun, bürokratının kapitalistinin, aydınının halkının, işçisinin köylüsünün hep birlikte üzerinde anlaşacağı bir tek Türk yok!

Kendi adayın yok, başkası aday çıkarınca dayatma oluyor ha?

Şimdiki gelişmenin bir dayatma olduğunu söyleyebilecek en son kişi herhalde herhangi bir CHP yöneticisidir…

Atatürk, serbest seçimlerle oluşan bir meclis kararıyla ve çeşitli tercihler arasından mı kazanarak cumhurbaşkanı olmuştu?

İkinci bir aday var mıydı? Aday olabilecek herhangi bir babayiğit var mıydı peki?

Laf aramızda, Atatürk’ün cumhurbaşkanlığına yeniden seçildiği bir tek tarihi, bir tek yılı bilen var mı aranızda? Yok. Acaba 1929’da mı cumhurbaşkanlığı yenilenmişti yoksa 1935’te mi, biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz. Meclis seçimleri 1928 yılında mı yapılmıştı yoksa 1936 yılında mı? Onu da bilmiyorsunuz. Peki 1941’de mi seçim olmuştu 1942’de mi? Yanıt veremezsiniz.

Çünkü bütün bunların hiçbir “belirleyici” yanı yoktu da ondan. Sonucu belli olan seçim, seçim miydi?

Hadi o Atatürk… İnönü’nün cumhurbaşkanı olması için Fahrettin Altay ağırlığını koyunca bu dayatma olmuyor, öyle mi?

Celal Bayar seçimi kazanıyor, Çankaya’ya çıkıyor, bu dayatma oluyor, bazı askerler İnönü’ye “istersen darbe yapalım, önleyelim paşam” diyorlar, bu da demokratik tepki mi?

Cemal Gürsel’i cumhurbaşkanı yapmak için halka mı sordunuz muhalefete mi?

İkinci aday Ali Fuat Başgil’e tabanca çekiliyor vazgeçirmek için, dayatmanın ağababası, feriştahı, daniskası… Ama dayatma sayılmıyor, çünkü bürokrasi öyle uygun görüyor.

Cevdet Sunay’ı rahmetli babam mı dayatmıştı millete?

Faruk Gürler’in seçilmesi için meclis basmalar, kapılara dayanmalar dayatma değil, meclis çoğunluğuyla Turgut Özal’ın seçilmesi dayatma…

“Onursuzca indireceğiz” demişti Deniz Baykal, ne çabuk unutuldu? Ayıptı be, ayıp! Cumhurbaşkanına hakaretti.

Ama meclis çoğunluğuyla bu kez Süleyman Demirel’in seçilmesi bu kez dayatma değildi, çünkü o “yabancı değildi” canım, Erdal İnönü’nün büyük ortağıydı!

Vallahi Fahri Korutürk’ün de, Ahmet Necdet Sezer’in de arkalarında amansız bir halk desteği vardı, çünkü çok iyi tanınan kişilerdi bunlar kamuoyunda… Belki de Ankara’da üç beş politika esnafı kapılar ardında iş bitirip “zararsız” bir aday üzerinde anlaşınca bu konsensüs sayılıyordu, bu tercihin halkla uzaktan yakından ilgisi olmasa da…

Hele Kenan Evren… Karşı propaganda yapmak yasaktı, oy zarfları saydamdı, zar gibiydi, içi, yani oyun rengi görünüyordu, vallahi anayasa da dayatma ürünü değildi, “aradan çıkarılan” cumhurbaşkanlığı seçimi de!

Cumhurbaşkanlığı makamının olağanüstü yetkilerle donatılmasına zamanında ses çıkarmayın, şimdi bu gücün “ötekilerin” eline geçmesi tehlikesi ortaya çıkınca ağlamaya başlayın…

Daha fazla rezil olmadan susun bari.

Anlama özürlüler için de, yazının ilk cümlesini yeniden yazayım: Ben de başbakanın cumhurbaşkanı olmasını istemiyorum. Ama olacak. Hopursak da olacak, bopursak da olacak.

                                                                            11 nisan 2007/ engin ardıç/ akşam

 

Nisan 8, 2007

Emre Akyözden ”DEVLET MEMURU” yazımıza destek !!

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 8:39 am

6 Nisandaki yazımızı okumuşsunuzdur . Bugün gazeteleri çevirdiğimizde, bu yazımızla eş değerde bir yazı kaleme alındığını farettik.Hemen platformumuza aldık. Sayın Teziç’e oldukca güzel bir bakış açısı getirmiş. Devlet Memuru olduğunu ve olduklarını bizim gibi vurgulamış. Altını kalın çizgiyle çizmiş Emre Akyöz. .

Ve bugunkü yazısı ;

Savaşarak çekiliyorlar

Herkesin siyaset hakkında öyle ya da böyle bir fikri vardır ve bunu açıklaması demokrasinin gereğidir. Eğer Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erdoğan Teziç cumhurbaşkanlığı konusunda kendi fikrini ortaya koysaydı, beğensek de beğenmesek de, ilke düzeyinde buna bir diyeceğimiz olmazdı. ” Böyle düşünüyormuş ” deyip geçerdik.
Ancak Teziç, geçen gün, vatandaş olarak değil, YÖK Başkanı olarak konuştu ve durum değişti. Bu kişi kimdir? Parasını devletten alan bir memur… Temsil ettiği kişiler de, yani YÖK yönetimi ve rektörler de öyledir. Tamamı memurdur.
Bu memurlar bir süre öncesine kadar olağan işlerini yapıyordu. Ama cumhurbaşkanlığı seçimi gündeme gelince kıpırdanmaya başladılar.
Kıpraşmalarının sebebini geçen gün anlatmaya çalıştım: Bu takım, “önce ben seni seçeyim, sonra sen de beni seç” tezgahıyla, önemli konumlara gelmiş kişilerden oluşuyor.
Ve yeni cumhurbaşkanı döneminde, adeta kast haline gelen bu takım dağılacak. Ayrıcalıklı konumlarını yitirecekleri için ölesiye korkuyorlar.
Makam arabaları… Peşlerinde koşturan görevliler… Anadolu kentlerindeki afili hayatları… Bunların hepsi, zaman içinde son bulacak. Sıradan bir öğretim üyesi haline gelecekler.
Tek dertleri kurdukları düzeni devam ettirmek… Bunu sağlamak için, hukuku ayaklar altına almaktan çekinmiyorlar.
Ama korkunun ecele faydası yok. Yapabildikleri, savaşarak geri çekilmekten ibaret…
Demokratikleşen, AB yönünde giden ve hepsinden önemlisi dünya ekonomisiyle bütünleşen Türkiye memur sultasını kırıyor.
Esas olay budur. Gerisi laf!

Emre Akyöz/ Sabah

Nisan 6, 2007

Teziç’in Asıl Amacı ?

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 6:31 am

YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, üniversitelerin bin bir meselesi varken, işi gücü bıraktı, Tayyip Erdoğan’ın Köşk’e çıkmasını engellemek için arkadaşlarıyla birlikte uğraşıyor.
Niye? İşin aslı şöyle:
Kariyer yaparak üniversitede hoca olan kişilere bizim sistem güvenmiyor. Onların kendi rektörlerini seçmesine izin vermiyor.
Bir üniversiteye rektör mü atanacak? Önce hocalar oylarıyla 6 kişiyi seçiyor. Bu 6 kişiden 3’ü YÖK (Yükseköğretim Kurulu) tarafından cumhurbaşkanına sunuluyor. Köşk de o 3 kişiden birini atıyor.
Mekanizma öylesine baskıcı ve antidemokratik ki… Bazen üniversitede 6 rektör adayı oluyor. Bunlardan biri seçimde 6’ncı sırayı alıyor, yani kimse onu istemiyor. Ama bu kişi yine de rektör olabiliyor.
Cumhurbaşkanı Sezer ile Teziç aynı zihniyete sahip oldukları için, aslında rektörü YÖK belirlemiş oluyor. Böylece kendileriyle aynı frekansa sahip insanları rektör yapıyorlar.
Tayyip Erdoğan’ı ise bu çarka çomak sokacak bir kişi olarak görüyorlar.
İşte yaygaranın asıl nedeni bu. Tabii gerçeği itiraf edemedikleri için bin dereden su getiriyorlar.

Emre Aköz/Sabah

Nisan 3, 2007

Ehlen ve sehlen Fenerbahçe / Hakan Albayrak

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 6:33 pm

    

Şâm-ı Şerif, Temmuz 2005. Suriye Başbakanı Naci Itrî ile muhabbet ediyoruz. Mülakat? Değil. Harbiden muhabbet. Haydar Aliyev “Tek millet, iki devlet” diyordu ya, Naci Itri de “İki ülkede yaşayan tek bir halk” diyor. Bunu laf olsun diye söylemediğini gözlerinden okuyorum. Adam samimi. (more…)

Mart 29, 2007

Bir röportaj beklentisi

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 11:26 am

 

Ahmet Hakan / Hürriyet

NE kendisine Yavuz Donat timsali bir vakanüvisçi bulma gayreti içine girdi…

Ne, arada bir de olsa, konumunun ağırlığını hissettirmek için kendisine cevabı kolay sorular soracak bir Kurtul Altuğ arayışı içinde oldu.

(more…)

Mart 28, 2007

Bir Fotoğraf Ve Ahmet Hakan Analizi

Filed under: Köşe Yazarları — cihatarpacik @ 3:33 pm

Haber5.com‘dan İSLAM ARSLAN’IN ANALİZİ

10 Yıllık fotoğrafın sırrı ve Ahmet Hakan portresi

Ahmet Hakan Coşkun’un bu fotoğrafı Sultanbeyli’de bir sünnet şöleninde çekildi.  Yanındaki iri cüsseli kişi, Sultanbeyli’nin gerici (!) belediye başkanı sıfatıyla medya tarafından linç edilmek istenen Refah Partili Ali Nabi Koçak… 28 Şubat’ın en hızlı günleri… Hatta o şölende Azmi Ateş de bulunuyordu. 

(more…)

Mart 15, 2007

Cumhuriyet’in gerçek sahipleri

Filed under: Köşe Yazarları — cihatarpacik @ 3:28 pm

Zaman Gazetesi yazarı Mümtaz’er Türköne şahane yazılarına bir yenisini daha ekledi… Bugünkü köşesinde Cumhuriyet’in gerçek sahiplerini işlemiş…     

(more…)

Mart 13, 2007

Ahmet Hakan’dan ‘Cumhurbaşkanlığı’ Kriterleri

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 12:30 pm

İyi bir cumhurbaşkanı için 20 temel nitelik

BİR: Hükümet ile sürekli çatışmalıdır.

İKİ: Yasaları veto etmeyi “milli spor”, iktidarın atadığı bürokratlara vize vermemeyi “ulusal savaşım” saymalıdır.
(more…)

Siz hiç evladınızın elbisesini koklayıp tokasını öptünüz mü?

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 12:11 pm

    Sabah’tan Yılmaz Özdil Dilara’nın babasıyla konuştu. Can alıcı bir soru; Siz hiç evladınızın elbisesini koklayıp tokasını öptünüz mü?
(more…)

Mart 10, 2007

Umur Talu’dan Tokat Gibi Yazı !

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 10:48 pm

  Umur Talu / Sabah Gazetesi

Bak ne diyor hâlâ!

Tasniften asla bıkmıyorlar. Yine “andıç” çıktı ortaya. İyi haber dergisi Nokta’ da Ahmet Şık’ ın haberi medyaya yayılmıştı.
Genelkurmay’da birileri, yüksek makama sundukları belgelerde, medyayı değerlendirip gazetecileri “TSK yanlısı, karşıtı” diye ayırmıştı.
Bir noktadan bakarsanız, “andıç” ın yalapşaplığını, maddi hataları koskoca kuruma yakıştıramazsınız!
Bir noktadan ise, ne demokrasiye ne Cumhuriyet’e yakıştırır, “yetti artık” diyebilirsiniz.

(more…)

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.