…:::::SeRzEn!şLeR:::::…

Ağustos 10, 2007

Miraç / Behiç Kılıç

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 5:01 pm

 Behiç Kılıç / İnternethaber.com

En mübarek “yükseliş”i bir kez daha idrak etme fırsatı bulduğumuz bu kutsal gecenin ,tüm insanlığı aydınlatmasını ,hayırlı olmasını diliyorum..Erbabının kelimeleri ile yad edecek olursak..“Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bu gece kurb-u Hakk”a vâsıl oldu. Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimiz Cebrail”i Sidretü”l-Müntehâ”da bırakarak kendisine sunulan Refref”in kılavuzluğu ile ALLAH Teâlâ”nın dilediği yere kadar geldi ve Cenâb-ı ALLAH”ın:

Yaklaş! Ey Muhammed! hitabını duydu. Sonra da Cenâb-ı Hak”la görüşüp konuşmak gibi kadri yüce bir nimet ve şerefin sahibi oldu. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Cenâb-ı Hakk”ı ahiret-kalp gözüyle gördü.Artık huzura kabul edilmiş, zaman, mekân kaydı silinmiş, bütün esrar perdesi kalkmış, olmuş ve olacak olan her şey O”nun gözü önüne serilmiş, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin ruhu bütün varlığı kaplamıştı. Kendileri bunu şöyle dile getiriyordu: Arşı görünce onu her şeyden büyük buldum. Yüce ALLAH beni Arş mesnedine yaklaştırdı. Arşın bu parçasına oturdum, lisânıma bir hal geldi ki hiç kimse ondan daha güzel bir lezzet duymamıştı. Cenâb-ı Hakk bana öncekilerin ve sonrakilerin haberini bildirdi. ALLAH Teâlâ”nın heybetinden tutulmuş olan dilim açıldı da Rabbü”l Alemin”e: “Ettehiyyatü lillâhi ve”s-salâvatü ve”t-tayyibatü = Selâmlar, salât, duâ ve ibadetler ve güzel şeyler, evet hepsi ALLAH”a mahsustur” diye selâm verdim. Cenâb-ı Hakk da:“Esselâmü aleyke eyyühe”n-nebiyyü ve rahmetu”llahi ve berekâtüh = Selâm sana ey Peygamber! ALLAH”ın rahmet ve bereketleri de senin üzerine olsun” diye selâmımı aldı. Ben de tekrar:“Esselâmü aleyna ve âlâ ibadi”llâhi”s-salihin = Selâm bizim ve ALLAH”ın salih kulları üzerine olsun”, dedim..”Sayın Mehmet Talu Hoca”dan aktarmayı sürdürelim…“Ebû Said el-Hudri (R.A.)”den rivayete göre, Mirac gecesinde Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: – Ey Cebrail! Kimdir, bu? diye sordu. Cebrail (A.S.) da: – Bu, baban Hz. Adem (A.S.)”dır, dedi. Hz. Adem (A.S.), bana selâm verdi, merhaba dedi, hayır duada bulundu. Bana: – Merhaba, ey salih peygamber, ey salih oğul! dedi. Daha sonra baktım, bir toplum gördüm ki, dudakları deve dudağı gibiydi. Onlara bir takım memurlar görevlendirilmişti, dudaklarını kesiyorlar ve ağızlarına ateşten bir taş koyuyorlar, bu taşlar mak”adlarından çıkıyordu. Ey Cibril! Bunlar kimler? dedim. Cebrail (A.S.): – Onlar, yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir, dedi. Sonra baktım bir toplum vardı ki, derilerinden sırım kesiliyor ve ağızlarına tıkılıyor. Ve yediğiniz gibi yiyiniz deniliyor. Ve bu onlara en iğrenç bir şey oluyor. – Ey Cibril! Bunlar kimler? dedim. Cebrail (A.S.): – Bunlar o koğucular, fitnecilerdir ki, insanların etlerini yerler ve sövmek ile ırz ve namuslarına saldırırlar, dedi. Sonra baktım, bir toplum var ki, önlerine bir sofra kurulmuş, üzerinde benim gördüğüm etlerin en güzellerinden kebaplar var, etraflarında da leşler var. Onlar, o güzel etleri bırakıp bu leşlerden yemeye başladılar. – Bunlar kim? Ey Cebrail! dedim. Cebrail (A.S.): – Bunlar zinakârlar, ALLAH”ın helal kıldığını bırakırlar da haram kıldığını yerler, dedi. Sonra baktım bir toplum var ki, karınları evler gibidir. Bunlar Firavun ailesinin yolu üzerinde bulunuyor. Firavun ailesi sabah ve akşam ateşe atılırken bunlara uğruyor, uğradı mı bunlar bir fırlıyorlar, fırlayınca her biri karnının ağır basması ile düşüyor ve bunun üzerine Firavun ailesi bunları ayaklarıyla çiğniyorlar. – Ey Cibril! Bunlar kimler? dedim… Cebrail (A.S.) dedi ki: Bunlar, karınlarında faiz yiyenlerdir. Sonra bir takım kadınlar memelerinden asılmış ve birtakım kadınlar baş aşağı ayaklarından asılmış. – Ey Cibril! Bunlar kimler? dedim. Cebrail (A.S.): – O bunlar zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlardır, dedi.5 Ve daha bir çok müşahedeler… Neler, neler…“Şimdi, ey okuyucu!..Bu noktada soruyorum…Şöyle bir etrafımıza dikkatlice aktığımızda gördüklerimiz nelerdir?..Bir bölümüne yer verdiğimiz “Ebû Said el-Hudri (R.A.)”den aktarma rivayetler”i hatırlayıp ,etrafımızda gördüklerimizle ilgili neler diyebiliriz ,bir düşünelim..Bu yalan dünyada ,tenezzül ettiklerimizin bizleri içine düşürdüğü “çukurlar”ı görmeye çalışalım…Sayın Talu”dan devam edelim biz..Özetlersek: Mi”râc gecesi Resûl-i Zîşân (S.A.V.) Efendimiz yüksek makamlara çıktı. Melekût âlemini seyretti. Bunda maddî şartlar, zaman ve mekân kaydı ortadan kalktı. Gökler kademe kademe açıldı, nûrdan yaratılmış olan melekler mevkibi ile lâhût âleminde dolaştı. Mâverâ göründü. İlâhî nûr, Rahmânî feyz dalgaları içinde yüzdü. Arş”ı, Ferş”i seyretti. Sidre-i Müntehâ”ya ulaştı. Makam-ı Mahmûd”a erişti. Peygamberler içinde en yüksek makam olan “Makam-ı Mahmûd” Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimize nasib olmuştur. Nasıl ki semavî kitaplar içinde en mükemmel ve mukaddes olan Kur”an-ı Kerim, kendisine nazil olmuştur. Mirâc, ALLAH Teâlâ”ya yakınlığın en üstün derecesidir. Her ne kadar Peygamberlerden bâzılarına Meleküt âleminin sırlarının gösterildiğini Kur”an-ı Kerîm haber vermişse de, cismiyle bu makamlara yükselen tek Peygamber Hz. Muhammed (S.A.V.) olmuştur.”—————- Not:Miraç Gecesi Arapça’da merdiven, yukari çikmak, yükselmek anlamlarini dile getirir. Islam’da Hz. Peygamber (s.a.s)’ in göge yükselerek Allah’in huzuruna kabul edilmesi olayi. Mirac olayi hicretten bir yil ya da onyedi ay önce Receb ayinin yirmi yedinci gecesi gerçeklesir. Olayin iki asamasi vardir. Birinci asamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram’dan Beytü’l-Makdis’e (Kudüs) götürülür. Kur’an’in andigi bu asama, gece yürüyüsü anlaminda isra adini alir. Ikinci asamayi ise Hz. Peygamber (s.a.s)’in Beytü’l-Makdis’ten Allah’a yükselisi olusturur. Mirac olarak anilan bu yükselme olayi Kur’an’da anilmaz, ama çok sayidaki hadis ayrintili biçimde anlatilir.Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe’de Hatim’de ya da amcasinin kizi Ümmühani binti Ebi Talib’in evinde yatarken Cebrail gelip gögsünü yardi, kalbini Zemzem ile yikadiktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adli binege bindirilerek Beytü’l-Makdis’e getirildi. Burada Hz. Ibrahim, Hz. Musa, Hz. Isa ve diger bazi peygamberler tarafindan karsilandi. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diger peygamberlere namaz kildirdi.Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü’l-Makdis’te kurulan bir Mirac’la ve yaninda Cebrail oldugu halde göge yükselmeye basladi. Gögün birinci katinda Hz. Adem, ikinci katinda Hz. Isa ve Yahya, üçüncü katinda Hz. Yusuf, dördüncü katinda Hz. Idris, besinci katinda Hz. Harun, altinci katinda Hz. Musa ve yedinci katinda Hz. Ibrahim ile görüstü. Cebrail ile birlikte yükselis Sidretü’l-Münteha’ya kadar sürdü. Cebrail, “Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarim” diyerek Sidretü’l Münteha’da kaldi. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adli baska bir binekle yükselisini sürdürdü. Bu yükselis sirasinda Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabini müsahede etti. Sonunda Allah’in huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah’a sirk kosmayanlarin Cennet’e girecegi müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve bes vakit namaz fari kilindi. Yeniden Refref ile Sidretü’l-Münteha’ya, oradan Burak’la Kudüs’e, oradan da Mekke’ye döndürüldü.Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayini anlatti. Olayi duyan müsrikler yogun bir kampanya baslatarak Hz. Peygamber (s.a.s)’i suçlamaya, alaya almaya basladilar. Bu kampanya bazi müslümanlari da etkileyerek süpheye düsürdü. Olayin gerçek olup olmadigini arastirmak isteyenler Beytü’l-Makdis’e ve Mekke’ye gelmekte olan bir kervana iliskin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)’i sinadilar. Hz. Peygamber (s.a.s)’in verdigi bilgilerin dogrulugu müslümanlari süpheden kurtardiysa da müsriklerin inatlarini kirmaya yetmedi. Mirac olayi inatlarini ve düsmanliklarini artirarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karsisindaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)’ce “Siddîk” lakabiyla onurlandirildi. Hz. Ebu Bekir olayi kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyecegini soran müsriklere “O söylüyorsa süphesiz dogrudur” cevabini vermisti.Ahad hadislere dayansa da Mirac olayinin gerçekliginde tüm müslümanlar birlesmislerdir. Ancak olayin gerçeklesme biçimi Islam bilginleri arasinda görüs ayriliklarina neden olmustur. Buna göre Ibn Abbas’in da içinde bulundugu bazi bilginlere göre Mirac olayi uykuda gerçeklesmistir. Bilginlerin büyük çogunluguna göre ise uyku durumunda ve rüyada degil, uyanik iken gerçeklesmistir. Fakat bu görüsü savunanlar da Mirac’in yalniz ruhla mi, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi oldugu konusunda ikiye ayrilmislardir. Sonraki Kelamcilarin büyük çogunluguna göre mirac olayi uyanikken hem ruh, hem de bedenle gerçeklesmistir. Içlerinde Hz. Aise’nin de bulundugu bazi bilginlerle mutasavviflarin büyük çogunluguna göre ise uyanik durumda iken ama yalniz ruhla gerçeklesmistir.Mirac olayinin gerçeklestigi gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayilmis ve bu gecenin ibadetle ihyasi geleneklesmistir. Osmanlilar döneminde, camiler kandillerle donatildigi için Mirac kandili olarak anilan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayini anlatan ve Miraciye adi verilen siirlerin okunmasi, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.Mirac günü peygamber efendimiz (S.A.V) hediye olarak üç sey verilmisti: Bunlar; Bes Vakit Namaz, Bakara Suresinin Son Ayetleri, Ve Sirk Kosmamak sarti ile ”LA ILAHE ILLALLAH ”diyen her Müslümanin cennete girebilecegi müjdesi. Kaynak: Islam tarihi

Reklamlar

Yorum Yapın »

Henüz yorum yapılmamış.

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: