…:::::SeRzEn!şLeR:::::…

Haziran 23, 2007

Amerikan ve İsrail Planlarına Karşı Olduğumuz İçin Milli Görüş’ün Yanındayız! / Nureddin Şirin

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 1:32 pm

erbakan.jpg 

“İster dün veya bugün, İster siyonist İsrail rejimi zemininde veya isterse dünyanın değişik bölgelerinde, özellikle de Amerika’daki Siyonist lobilerin Milli Görüş’e…”

“Milli Görüş’ün Siyonizmle Savaşı” başlıklı yazımız üzerine gelen değişik tepkiler ve bizden yapmamız istenilen açıklamalar üzerine,  söz konusu yazımızın devamı mahiyetinde bu yazıyı yazma ihtiyacını hissettim.

 Görüldüğü gibi, öncelikle “parti-demokrasi-İslam” kavramları etrafında yoğun tartışmalar yapılmakta, metodolojik olarak, İslami bir camianın partisel yöntemle çalışmasının “İslam dışı” olduğu ısrarla vurgulanmaktadır.  Yorumlara verdiğimiz cevapta bu hususa genel olarak değinmiştik; bunun üzerine, yine bazı kardeşlerimiz, bu noktada referans aldığımız kaynakların ciddiyetini ve ilmiliğini tartışmaya açtı; bu gibi referanslara itibar edilemeyeceğini ileri sürdü. Referanslarımızın ne olduğunu belirtmememize karşın, ön yargılı olarak böylesi bir tepki gösterildi.  

Bunun için gidip Zekeriya Beyaz’a veya Yaşar Nuri Öztürk’e gidip sormamış veya onların bu konudaki düşüncelerini baz almamıştık elbet.

Bu hususun müphem ve belirsiz kalmaması için, velfecr’in yazarları kısmında, İslam davasının önde gelen isimlerinden ve mücadeleci alimlerimizden Merhum Molla Mansur Güzelsoy hocamızın bu hususta yazdığı kapsamlı makalesini yayınlıyoruz; meselenin gerçekten ilmi bir temelde tartışılmasını isteyen kardeşlerimizin bu makaleyi özellikle okumasını tavsiye ediyoruz. Yazı okunduğunda, bu çalışmanın İslami hareket ve metod tartışmaları üzerine günümüzde yapılmış en kapsamlı ve doyurucu bir makale olduğu görülecektir.  İşte bu makale bizim, parti metoduna ve parti metoduyla çalışan kardeşlerimize yaklaşımımızı ortaya koymakta ve bizler de bu minval üzere meseleye yaklaşmaktayız. İkinci olarak; biz, bir parti içinden veya bir partiyi temsilen yazı yazmadık, Türkiye siyaset sahnesinde var olan bir olgunun, bir mücadele geleneğinin Türkiye ve dünya Müslümanlarının maslahatı açısından taşıdığı önem ve değeri vurgulamaya çalıştık. Konu üzerinde ciddi ve dürüst olan kardeşlerimizin, bu konunun önemini bizim yazımızdan değil de, İslam’a ve Müslümanlara karşı amansız bir düşmanlık içinde olan Siyonistlerin şeflerinin, Siyonist stratejisyenler ve ülkemizdeki İslam düşmanlarının Milli Görüş hareketine nasıl baktıklarından, onu nereye oturttuklarından ve ona karşı nasıl bir tavır içine girdiklerinden öğrenmelerinin daha doğru olacağını düşünüyoruz.  İster dün veya bugün, İster siyonist İsrail rejimi zemininde veya isterse dünyanın değişik bölgelerinde, özellikle de Amerika’daki Siyonist lobilerin Milli Görüş’e karşı takındıkları tavrın ne anlama geldiğini öğrenmekle, meselenin daha iyi kavranacağını düşünüyoruz. Bununla birlikte küçük bir katkı sağlamak amacıyla, birkaç örnek aktarmak istiyorum: Amerika’daki Siyonist stratejisyenlerin başta geleni Daniel Pipes National Interest adlı üç aylık strateji dergisinin Kış 1997-98 tarihli sayısında  A New Axis: The Emerging Turkish-Israeli Entente” (Görünen Yeni Bir Eksen: Türk-İsrail Anlaşması” başlıklı yazısında “Türk İsrail-ilişkileri 1996 yılında öldürücü bir tehlikeyle karşı karşıya kaldı. İran’daki liderler gibi İsrail’e düşman olan fundamentalist bir Müslüman Necmeddin Erbakan Türkiye’ye başbakan olmuştu. Erbakan İsrail’i Arap ve İslam dünyasının kalbindeki kanser tömörü ve  ‘ebedi düşman’ olarak görüyor, sürekli olarak “büyük İsrail” konusunda uyarılarda bulunuyordu. Ona göre, İsrail Müslümanları imha etmeye çalışıyor ve müslümanların inançlarına düşmanlık yapıyordu” şeklindeki analiziyle, Sayın Necmeddin Erbakan’ın Siyonist İsrail rejimi için oluşturduğu “öldürücü” tehdide dikkat çekmişti.  Daniel Pipes, analizinin devamında, Erbakan hocanın başbakanlığındaki Refah-Yol hükümetinin Siyonist İsrail rejiminin varlığına karşı oluşturduğu tehdide karşı Türk Silahlı kuvetlerini güvence göstererek “Atatürk’ün adamları” alt başlığı altında, Kemal Atatürk’ün laik mirasına bağlı silahlı kuvetlerin “Erbakan Tehlikesi” karşısında önemli bir set olarak durduğunu vurgulamıştı. Yine aynı şekilde dönemin Siyonist rejim cumhurbaşkanı Ezer Weizmann Daniel Pipes’in bu analizini aynen doğrulayarak, tüm diplomatik teammülleri hiç sayarak küstahça Türk Ordusu’ndan Refah-Yol hükümetini yıkmasını istemişti. Yine aynı şekilde Amerika’daki Siyonist stratejisyenlerin başta gelenlerinden Alan Makosky de Türk Silahlı kuvetlerinin Refah-Yol hükümetini yıkacağını belirterek, Siyonist rejim karşısındaki bu tehlikenin bu şekilde tasfiye edileciğini yüksek sesle dile getiriyordu. Bolu F tipi cezaevinde bulunduğum sırada cezaevi kütüphanesinde bulunan Genelkurmay yayınlarından birini okuyordum: kitapta “rejime yönelik yıkıcı akım ve hareketler” başlığı altında “Milli Görüş” başa alınarak bu hareketin yükseliş trendinden duyulan endişe vurgulanıyordu. Bu yazıda detaylara girmek istemiyorum, ancak şu kadarını özellikle belirtmek isterim ki, Milli Görüş Hareketi, siyonizmi tehdit ettiği oranda Türkiye içinde siyonizmin uzantıları ve işbirlikçileri tarafından sürekli kıskaca alındı, zira bu hareketin güç kazanması siyonizmin Türkiye üzerindeki ve bölgesel hesaplarına set çekiyor, bu şeytanca planların gerçekleştirilmesini alabildiğince zorlaştırıyordu. 11 Eylül olayları sonrasında bütün yeryüzünde “İslam’a karşı küresel bir haçlı savaşı” başlatan, Afganistan ve Irak işgalleri ile beraber “Büyük Ortadoğu Planı”nını gündeme getiren büyük Şeytan Amerika’ya bu coğrafyadan en güçlü itiraz yine “Milli Görüş” hareketinden geldi. Milli Görüş lideri Necmeddin Erbakan’ın konuşmalarının büyük bir kısmında sürekli Amerika’nın bu şeytanca planına dikkat çekip Müslümanları uyarması bunun başlıca göstergesiydi. Siyonist İsrail rejim ile Hizbullah arasındaki 33 günlük savaşta, Hizbullah’ın Siyonist rejim ordusunu Lübnan’da bozguna uğratmasının ardından Ortadoğu’ya sık ziyaretler düzenlemeye başlayan ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’nin “Yeni Ortadoğu Planı” adı altında bir planı gündeme getirmesi, bunun için de Lübnan hükümeti, Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan yönetimleri arasında “ılımlılar paktı” adı altında bir girişim başlatması da, “Büyük Ortadoğu Projesi” planının başarısızlığa uğramasından sonra yeni bir çıkış yolu olarak sahnede yerini alıyordu. Beyazsaray’ın talimatları ile Amerika’nın Filistin-İsrail koordinatörü General Dayton’un Filistin’deki Hamas hareketini tasfiye etmek için Mahmud Abbas liderliğindeki El Fetih ve Muhammed Dahlan adlı hain çete başı ile işbirliği yaparak kurdukları planlar da “Yeni Ortadoğu Projesi”nin ileri bir adımıydı. Bu plana göre, Hamas hareketi Refah-Yol hükümeti gibi, siyasal iktidardan tasfiye edilecek, Hamas’ın askeri kanadına karşı gerçekleştirilecek saldırılarla da İzzeddin El Kassam birliklerinin gücü kırılıp Filistin’deki İslami direniş hareketi siyasal ve askeri zeminlerde bütünüyle etkisizleştirilecekti. Ancak Allah’ın izniyle, Hamas hareketi bu Amerikan-İsrail planını boşa çıkararak, Gazze’yi Amerikan İsrail işbirlikçilerinden temizledi; fakat düşman elbette durmayacaktı; ihanetlerini sonuna kadar sürdürmeye kararlı olan Amerika, “Filistin’in Süleyman Demirel”i Mahmud Abbas eliyle yeni bir hükümet kurdurarak, Mısır, Ürdün ve Arabistan rejimlerinin de desteğini alarak Hamas’a karşı geniş bir ihanet cephesi oluşturdu. Dikkat çekicidir ki, aynı cephe dün Lübnan’da Hizbullah’a karşı kurulmuş, Siyonist rejim güçleri ile Hizbullah arasındaki savaş sırasında bu Arap rejimleri Hizbullah’ın karşısında olduklarını açıkça deklare etmişlerdi. Şimdi: Başından beri bölgedeki Amerikan-İsrail projesine bağlı olarak gelişen olayları peşi sıra izlediğimizde “Milli Görüş” hareketinin tüm bu gelişmeler karşısında nerede durduğuna, nasıl bir politika izlediğine dikkat edecek olursak, göreceğiz ki, Milli Görüş’ün siyonizme karşı mücadelesi sadece Türkiye’nin politik sahnesinde değil, bölgedeki Siyonist ve ihanet planlarına karşı da bir direnç noktası olarak kendini göstermektedir. İran İslam Cumhuriyeti’nin barışçıl amaçlı nükleer programına karşı küresel bir haçlı-siyonist kuşatması sürdüren Amerika ve İsrail’e karşı İran İslam Cumhuriyeti’nin yanında duran Milli Görüş hareketi, Lübnan’da Hizbullah’ın silahsızlandırılma girişimlerine karşı Hizbullah’ın yanında, Filistin’de İslami Direniş’e karşı sergilenen ihanet ve komplolar karşısında da Hamas’ın yanında duran Milli Görüş hareketi emperyalist-siyonist cepheye karşı onurlu bir direnişin üssü olmuştur. Elbette ki bu durumda Amerika ve İsrail’in Milli Görüş’e karşı alabildiğince bir düşmanlık sergileyecek, bu hareketin etkisizleştirilmesi için ellerinden gelen yıpratma ve çökertme operasyonlarını sürdürecektir. Ben Saadet Partisi içinden konuşup yazmıyorum; bizim her zaman için İslam Ümmetinin geleceğine karşı ertelenemez sorumluluklarımız vardır, bu sorumluluklarının başında geleni de, İslam Ümmeti’nin maslahatlarını gözeterek, Ümmetimizin düşmanlarının tüm saldırı ve komplolarına karşı Müslümanların güç birliği ve dayanışma içinde bulunmaktır.  Eğer bu maslahatları Ak-Parti zemininde gözetmek mümkün olsaydı, aynı şeyleri bu parti için söyler ve savunurduk. Ancak apaçık görülen odur ki, Ak Parti zeminde ümmetimizin bu maslahatlarının gözetilmesi bir kenara, aksine unutturulmakta ve dünya reel-politiğine teslimiyet öngörülmektedir. Ak Parti İslami ruhun, gayret ve şuurunun köreltildiği, dünyevi menfaat ve çıkarların kapışıldığı bir sofra haline dönüşmüştür; Ak parti bu dünyada zevku sefa, lüks ve konfor elde etmek isteyenler için iyi bir fırsat olmuştur. Dün kendileriyle ümmetimizin sorunlarını konuşup tartışıp da bugün Ak parti zeminlerinde bulunan kardeşlerimizle “ümmet” kelimesinin “Ü”sünü, “Hamas” kelimesinin “H”sini ağza olmak mümkün olmamaktadır.  Diğer yandan Milli Görüş hareketinden ise sürekli olarak, Amerikan emperyalizmine, gayri meşru Siyonist rejime, onların İslam Ümmetine karşı sürdürdüğü kanlı ve insanlık dışı haçlı savaşlarına, işgal ve ihanet planlarına karşı en azından “uyarı” sözleri duymaktayız. “Dünya İslam Birliği” idealinin yıkılmaz üssü olan “Milli Görüş”, Ümmetimizin esenliği ve izzeti için, işgal altındaki Filistin ve Kudüs’ün özgürlüğü için onurlu bir feryad yükseltmektedir.  “İslam Birliği” hedefinden şaşmadığımız için, emperyalizme ve siyonizme karşı evrensel direnişi savunduğumuz ve desteklediğimiz için, “büyük Ortadoğu” ya da “yeni Ortadoğu” projelerinin boşa cıkarılmasının sorumluluğunu taşıdığımız için, İran İslam Cumhuriyeti, Hamas ve Hizbullah’ın emperyalist-siyonist kuşatma ve saldırganlık karşısında ümmetimizin kardeşlik ellerini görmesi için “Milli Görüş”ün yanındayız. Bazı kardeşlerimiz şahsımıza karşı hakaret dolu ifadeler kullanarak, ”onca yıl cezaevi yattın, çıktın, ne oldu da şimdi Milli Görüş’ü destekliyor ve savunuyorsun? Ne oldu da insanları Saadet Partisi’ne oy vermeye yönlendiriyorsun?” gibisinden suçlamalarda bulunuyorlar? Bu ifadeleriyle İslami direniş hattını terk ettiğimizi de vurguluyorlar… Bazıları da bunda bir “menfaat” olduğunu ileri sürüyor. Evet bunda bir menfaat vardır, menfaatimizi gözetiyoruz: Ama bu sizin zannettiğiniz dünyevi çıkarlara dayalı bir menfaat değil, ümmetimizin birlik, dirlik ve esenliğini gözetmenin Allah katındaki ecridir. Eğer sizin zannettiğiniz bir menfaat arayıcılığı olsaydı, bunun yeri “Milli Görüş” kapısı değil, bol çeşitli ve leziz “Ak Parti sofrası” olurdu, orada istemediğin kadar var; sadece kendini değil, yedi sülaleni abad edersin; tabi ki ahiretini harab etmeyi göze aldıktan sonra…  Seçim öncesinde böyle bir yazı yazmamızı yadırgayan kardeşlerimiz bilmiyor olabilirler, yine cezevinde bulunduğumuz yıllarda 1995 yılının Mayıs aylarında “İslam Siyaset Bilinci” başlığı altında yazdığımız yazılarda da aynı vurguya yapmıştık. 1995 seçimlerinde de, seçim sonrasında da aynısını yazmıştık ve üzerimize düşeni de gücümüz yettiğince yerine getirmiştik. Refah Partisinin kapatılmasından sonra kurulan Fazilet Partisi ile ilgili olarak da aynısını yazmıştık.  Sözü yine uzattık da, bir örnek vererek bitirelim inşallah. 1997 yılının başında, Siyonistlerin Türkiye’deki örtülü uzantıları Refah-Yol’a karşı yıkım operasyonlarına başladıklarında biz de günlük Selam gazetesinde çalışıyorduk. “Tarikatların deşifresi” adı altında İskender Paşa ve İsmail Ağa camiasına karşı linç kampanyası medyada başlatılmış, kirli senaryonun figüranları televizyon ekranlarına çıkartılarak, çirkince ve kalleşçe iftiralar gündeme getirildiğinde biz de bu linç kampanyalarına karşı bütün gücümüzle karşılık vermeye çalışıyorduk. O zaman da bazı kardeşlerimiz tarikatları niçin savunuyoruz diye tepki gösteriyordu.  Yine bu sırada o dönemde İstanbul Belediye başkanı olan Sayın Tayip Erdoğan ve İstanbul belediyesine yönelik de komplolar uygulanmaya çalışılıyor, bunun için de daha çok Kanal D televizyonunun ekranları ve haber programları kullanılıyordu. Tayip bey de televizyon ekranlarından bunlara karşı cevap vermeye çalışıyordu. Bazı kardeşlerimiz vasıtasıyla bu komploların arkasında olan isimlere ulaşmıştık. İki kardeşimiz İstanbul Belediyesi ve Tayyib Bey’e karşı çok ciddi ve haince planlar hakkında bilgi sahibi olmuştu; bu planları en kısa zamanda Tayyib beyin bizzat kendisine ulaştırmak istemiştik.  Bir gece vakti O sırada Yeni Şafak’ta yazan Hakan Albayrak kardeşimizin evine gidip İstanbul Belediyesi Basın Müdürü Sayın Hüseyin Besli ile irtibata geçerek İstanbul Belediyesi’ne gittik, gece vaktiydi ve Tayyib bey de belediyedeydi. Tayyib bey ile görüştük ve ona şunu söylemiştik; “ortada şöyle bir komplo var, bu komplonun ifşa edilmesi için iki kardeşimiz her türlü tehlikeyi göze alarak televizyona çıkıp gerçekleri ortaya koymaya hazırdır. Refah Partisi’ni yıkmaya yönelik bu “derin” senaryoları deşifre etmek için biz kendimizi feda edebiliriz…!” Tayyib bey bizi dinledikten sonra, Hüseyin Besli bey ile görüşmeye devam etmemizi istemişti. Birkaç gün sonra Hüseyin Besli’den bir teşekkür faksı gelmişti gazeteye. 10 gün kadar sonra da Sincan Kudüs Günü dolayısıyla bilinen davadan dolayı gözaltına alınıp tutuklandık ve yatmaya başladık.. Derken Ak-Parti kuruldu ve tek başına iktidara geldi. Hüseyin Besli de İstanbul milletvekili olmuştu. Olur ya, belki bir yardımı olabilir diye, cezaevinde bilgisayar kullanabilmek için Adalet bakanlığı nezdinde yardımcı olması talebiyle kendisine bir mektup yazmıştık. Tabi ki bu talepten “aleykum selam”ın dışında bir şey çıkmamıştı… 

Yani anlayacağınız bu kadar bile bir “menfaat”imiz olmamıştı… Ne derseniz deyin de şu “menfaat” kelimesini lütfen kullanmayın. Şehid Abbas Musavi’lerin, Şehid Fethi Şekaki, Şehid Ahmed Yasin ve Şehid Abdulaziz Rantisi’lerin pak kanları üzerine yaptığımız ahdu-u peyman dün ne ise bugün de odur; bu ahd-u misak bizi nereye götürürse oraya gideceğiz, çünkü onların izinde büyük manfaatler vardır. Milli Görüş hareketinin, siyonist rejimin döktüğü kanlara karşı en azından bir öfkesi olmadığını söylemezsiniz her halde!

Sonuç: La Amerika! La İsrail!  La işgal, la ihanet! 

Milli Görüş’ün güçlenmesi ve kazanmasıyla haçlı emperyalist Amerika ve siyonist işgalci İsrail’in kaybedeceğinden hiçbir kuşkum yok… Ümmetimiz için neyin kazanç, neyin kayıp olduğunun takdirini bütün kardeşlerimin vicdanlarına bırakıyorum…

Nureddin Şirin / velfecr.com

Reklamlar

2 Yorum »

  1. hocam ne güsel anlatmıssınızz..bu emperyelist basbakandan kurtulmak istiyoruzz inş 22 temmuzda iktidarın basında olmayacak

    Yorum tarafından sedat — Temmuz 2, 2007 @ 11:46 pm | Cevapla

  2. Erbakan Hocanın değerini siyonistler öyle bir anladı ki, milli görüşü yok etmek için elinden geleni ardına koymadı. Karşısına akp yi kurarak çıkardı. Mevla’nın izniyle milli görüş yeniden şahlanıp d-8 ile dünyada akan kanları durduracak. Ülkemdekiler hocamın değerini bilemedi. Bilenlere selam olsun.

    Yorum tarafından jkd — Mayıs 11, 2009 @ 9:43 pm | Cevapla


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: