…:::::SeRzEn!şLeR:::::…

Mayıs 20, 2007

Torunumla oturup, kime oy vereceğimizi konuştuk

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 10:32 am

273_b.jpg  Hakkı Devrim

İlk defa oy kullanacak olan torunumla oturup, kime oy vereceğimizi konuştuk.

Her yaştan yazarlar var, çok beğendiğim; yeni bir kitabı çıkınca hemen alıp okuduğum. Oyuncular var, sahnede ve ekranda seyretmeye doyamadığım. Köşekadıları var, her sabah yazısını okumadan edemediğim. Sporcular var seyretmekten, bıkıp usanmadığım. Şarkıcılar var, ne yapsalar takip ettiğim.
Torunlarımın en küçüğü Elif’in suali bu defa, yukarıda sözünü ettiklerime dair değildi. Böyle bir sualle karşılaşmayı hiç beklemediğimi, doğrusu
o sorunca fark ettim:
– Seçimde kime oy vereceğiz dede? İçeride sordum, git dedenle konuş dediler.
– Sen o yaşa geldin mi?
– On dokuzumu bitiriyorum.
– Aramıza hoş geldin öyleyse. Oy kullanacağın ilk seçim bu senin. Adam akıllı düşünüp bir doğru karar vermelisin!


Beklemediğim bu sualle şaşalamıştım biraz, aklım sıra zaman kazanmaya çalışıyorum. Ne diyeyim şimdi ben çocuğa?
En iyisi karşı atağa geçmek:
– Kaç parti var seçime giren, biliyor musun?
– Yedi, dedi önce, sonra vazgeçti; doğrusunu istersen tam bilmiyorum.
Düşündüm, doğrusunu isterseniz ben de bilmiyorum. Birlikte toparlamaya çalıştık. AKP var, bir. Doğruyol+ANAP, eder iki. Hafta sonu CHP ile DSP seçim işbirliğini açıkladılar, etti dört. MHP var. DTP, yani (Demokratik Toplum Partisi)… SP. Hepsi yedi parti mi etti?
Başkaları da var elbette, ama seçim kazanma, hiç değilse bir iki milletvekili çıkarma şansı olanlar gene de bu saydıklarımızdan ibarettir.
Elif torun yedi sayısını tutturduğu için memnun. Ben biraz mahcubum doğrusu. Seçime kaç parti katılıyor sualine daha tam ve ayrıntılı bir cevap verebilmeliydim, diyorum içimden.
Size bir itirafta bulunayım da tam olsun: bu saydıklarımız dışında parti adı söyleyebilecek durumda da değilim ben. Yanlış hatırlamıyorsam siyasî partiler mevcudumuz 50’den çoktur.
*
Kaç parti giriyor seçime diye ben sormuştum. Geriye Elif’in asıl suali kaldı:
– Kime oy vereceğiz dede?
Ben her Allahın günü, yirmi küsur gazeteyi dikkatle gözden geçiren bir TC vatandaşıyım. Bu ağır mesainin hafta sonu, yıllık tatil izni filan da yoktur yani… Her haberi, her yazıyı elbette okuyamazsınız, ama okuma süreniz her gün dört beş saatten az olmaz.
Seçmenlik yaşı 22’ydi ve yanılmıyorsam ben ilk oyumu, DP’nin seçimleri ezici bir farkla ikinci defa kazandığı 1954 seçimlerinde kullandım.
25 yaşında evli bir genç gazeteciydim, o günlerde dünyaya gelmiş bir de kızı olan.
Siyasete fazla ilgi duyulan bir aile değildi, benim içinde büyüdüğüm. Çocukluğumda babamın (devlet memuruydu) CHP’li olması gerekiyordu. Parti dergisi Ülkü’nün istese de istemese de mecburî abonelerindendi. Yıllar yılı kitap raflarında durdu Ülkü ciltleri. Merak edip de birini olsun açıp okuduğumu hatırlamıyorum.
Hadiseli ve şaibeli 1946 seçimlerinden sonra, Demokrat Parti’nin hayli farkla kazandığı 1950 seçimlerinde memurlar da özgürdü artık, istedikleri gibi oy kullandılar. 1954’te Allah için hiçbir baskı ve çekingenlik kalmamıştı seçmenleri etkisi altında tutacak.
Elif torun bir sual sordu ve beni kendimden, hafızamdan, siyasetle ilgilenme tarzımdan ve tavrımdan utandırdı bu sualiyle. İnanır mısınız 1954’te hangi partiye oy verdiğimi hatırlamıyorum. Yazıya başlarken
seçmenlik kıdemim yarım yüzyılı geçti demeye hazırlanmıştım; ilgisizliğimden utandım ve övünmekten vazgeçtim.
*
Yıllar yılı siyasetle, olup biteni hayretler içinde seyretmekten öte bir ilgim olmadı. Siyaset ve partiler muhabirliği de yapmadım. Bir defa Tepebaşı’nda CHP İstanbul İl Merkezi’ne uğradım, eski il başkanlarından Aydın Kazancı’yla birlikte. Başkan Necdet Uğur’du.
– Ayağın alışsın Hakkı da, dedi o gün Necdet Bey. Ama ben particiliğe yol boyu ilgi duyamadım ki alışabileyim.
Bir yandan düşünürken Elif torunla konuşmaya da devam ediyoruz.
– Senin AKP’ydi, CHP’ydi ve diğerlerinden biri gibi bir tercihin var mı?
– Yoooo! Nereden olsun dede?
Haklı. Liseyi bitirdi, istediği alanda yetişmek için üniversite giriş imtihanlarına hazırlanıyor. Onu siyaset konuşurken gördüğümü de hatırlamıyorum. Nitekim suallerime:
– Aman dedeee, dedi durdu.
Gene de bir karara vardık. Bundan sonra tek tek partilerin ve seçime ortak girenlerin değerlendirmelerini, vaatlerini ve eleştirilerini, bütün söylediklerini ilk defa işitiyormuşuz gibi dikkatle ve karşılaştırmalı olarak takip edeceğiz. Aday listelerini inceleyeceğiz. Zaman zaman dede-torun baş başa verip durum değerlendirmeleri de yapacağız.
Fikirleri ve teklifleri kadar, tek tek Meclis’e girmeye talip kişileri insan olarak da inceleyeceğiz. Dincilikti, laiklikti, milliyetçilikti iddialarını dikkate almadan, daha çok ülke gerçekleri, ihtiyaçları ve çözüm yolları gibi konularda dediklerine bakacağız. Mesela fazla hırçın, kavgacı ve inatçı olanlara itibar etmeyeceğiz.
– Mülahazat hanelerini oylama günü öncesine kadar açık tutalım, dedim.
– O da ne demek dede?
– Yani haklarında ne düşündüğümüze ve kime oy vereceğimize son gün karar vermek üzere bekleyelim, diyorum.
– Tamam anlaştık, dedi.
Biz hazırız. Haydi başlasınlar artık, bekliyoruz.

Reklamlar

Yorum Yapın »

Henüz yorum yapılmamış.

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: