…:::::SeRzEn!şLeR:::::…

Şubat 7, 2007

Şanslı bir parti / Taha Kıvanç

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 8:36 am

  TAHA KIVANÇ / YENİŞAFAK

Bir dostum, Ak Parti’yi zor durumda bırakacak siyaseten sıkıntılı gelişmeler yaşandığında, “Bunlar müthiş şanslı azizim” diye başlayan bir cümle kurar; “Ne oluyorsa oluyor, aleyhte gibi görünen gelişmeler bile kâr hanelerine yazılıyor…” Ak Parti’nin (bazıları bunu Tayyip Erdoğan’a bağlıyor) şanslı olduğu genel kabul gören bir tespit. Ne yalan söyleyeyim, ben de, zaman zaman, o dostum gibi “Ne kadar da şanslılar” demekten kendimi alamıyorum.

Önceki hafta, İstanbul’da, yemeklerinin lezzetiyle ünlü bir lokantada, birkaç dost kafa kafaya vermişken, sofranın benim dışımdaki sâkinlerinin gözlerini tam arkamda bir noktaya yoğunlaştırdıklarını fark ettim. Çaktırmadan bakmayı hiç beceremem; arkamdaki masaya doğru döndüğümde üç çift gözün bana yöneldiğini gördüm. Üç çift göz, Hüsamettin Özkan, Onur Kumbaracıbaşı ve Mustafa Sarıgül’e aitti. Lokantaya bizden önce gelmiş biri, “O masada siz girmeden önce Mesut Yılmaz da oturuyordu” diye kulağıma fısıldadı…

Ertesi gün, Yavuz Donat’ın sütununda, “Mesut Yılmaz İstanbul’da görüşmeler yapıyor, oradan aldığı izlenimlerle geleceği Ankara’da siyaseti hareketlendirecek” anlamına gelen bir değerlendirme okudum.

Şimdi Ankara’dayım ve Mesut Bey’in hareketlendirdiği siyasetin öncelikle Anavatan Partisi’ni zorladığını fark ediyorum. Parti içinde onunla irtibatını hiç kesmemiş bir grup, neredeyse zorla başlarına geçirdikleri Erkan Mumcu’yu olağanüstü kongreye ikna etmeye çalışıyor. Dedikleri şu: “Erkan Mumcu’nun kongreyle yeniden güven tazelemeye ihtiyacı var…”

Hareketlenen tek parti Anavatan değil; siyasetin hemen her köşesinde bir kaynaşma yaşanıyor. Türkiye’nin gündemi ne kadar ‘kırılgan’ ise, partiler de kendilerinden o kadar ‘güvensiz’ duruyorlar; kısa süre öncesine kadar Meclis’te ‘banko’ yer alacağına bahse girilen partiler vardı, onların bazısı yara aldı. Eh, böyle olunca da, onların yerine göz diken başkalarının hevesi arttı.

Genel seçim için 4 Kasım 2007 tarihi Meclis’ten geçti. Buna göre, tabii o tarihte olacaksa bile, genel seçime dokuz ay gibi bir süre var. ABD’de başkanlık için yarış, seçim iki yıl sonra yapılacağı halde, şimdiden başladı; adaylığını koymayı düşünenler kamuoyundan destek arayışına çoktan girdi. Bizde dokuz aylık süre kampanya için fazla uzun sayılmaz. Seçimin, Çankaya’ya kimin çıkacağıyla ilintili olarak, haziran sonu veya temmuz başında yapılması ihtimalini de yabana atmamak gerekiyor. Seçim tarihi âniden erkene alınırsa iki ay içerisinde kendilerini anlatmada zorlanabilir partiler…

Kamuyu yoklamaları gelecek Meclis’in üç partili olacağına işaret ediyor. Yazının başında sürekli “Bunlar şanslı” diyen bir dostumdan söz ettim ya, işte o dostum, bir süreden beri, “Ben onu-bunu bilmem arkadaş; ne olacaksa olacak ve önümüzdeki Meclis’e de yine iki parti (AKP ve CHP) girecek” deyip duruyor. “MHP’nin oyları yüzde 20’ye dayanmış” veya “DYP Güneydoğu’dan bile oy alacakmış” itirazlarımıza kulaklarını tıkıyor o dostum…

İstanbul’daki temaslarını tamamladıktan sonra Ankara’ya kamp kurduğu bildirilen Mesut Yılmaz, Meclis’e iki partiden fazlasını sokma misyonunun sahibi olarak görülüyor. İyi tanıdığı parti liderleriyle, “Biraraya gelin, güçlerinizi birleştirin, bugünün dünyasında ideolojilerin, keskin görüşlerin, hatta sağ-sol ayrımının bir anlamı kalmadı, hep birlikte karşılayın Ak Parti’yi” genel yaklaşımı üzerinde bir mutabakat arayışını sürdürdüğü benim de kulağıma geliyor.

Yanlış mı düşüncesi? Sanmıyorum. DYP ile Anavatan, MHP ile BBP aynı çatı altında buluşabilir partiler gibi görünüyor; bir-ikisi biraraya gelsin, diğer partiler de gelişmenin dışında kalmak istemeyeceklerdir. Mesut Yılmaz’ın gücü yeter mi, bilemem elbette, ancak bir merkezî güç, pek çok siyasî partiyi tek çatı altında birleştirirse hiç şaşırmam.

Bu görüşlerimi paylaştığım bir ortamda, dün, “Sen gazete okumuyorsun galiba” itirazıyla karşılaştım. Meğer bazı çevrelerin ‘partiler arası tutkal’ olarak gördükleri Mesut Yılmaz Rize’den bağımsız adaylık koyacakmış; buna ‘kesin gözüyle bakıldığını’ Sabah’ta Mahmut Övür’ün sütununda okudum. Umudunu mu kesti Mesut Yılmaz, yoksa dostum gibi o da ‘birleşseler bile Meclis-dışı kalırlar’ kanaatine mi sahip? Partileri değil de kendisini Meclis’e atarak bir sonraki döneme mi hazırlanıyor acaba?

Şimdinin iddialı bir siyasetçisi, kendisini farklı siyasîlerle aynı masada görmemi yanlış yorumlamayayım diye şunu söyledi bana: “Bu seçimle ilgili hiçbir planım yok benim; çıkışımı bir sonraki döneme bıraktım…”

Dostumun Ak Parti için sarf ettiği “Bunlar müthiş şanslı azizim” sözü hiç aklımdan çıkmıyor…

Reklamlar

Yorum Yapın »

Henüz yorum yapılmamış.

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: