…:::::SeRzEn!şLeR:::::…

Ocak 16, 2007

Kim, kimin dostu?

Filed under: Köşe Yazarları — serzenis @ 9:43 am

 mahir kaynak / star
 

On yıldan fazla bir zaman önce, yurtdışındaki bir Kürt televizyonunun açık oturumuna katıldım. Konuşmacılar Türkiye’nin kimliklerini reddettiğini, kötü davranışlarla karşılaştıklarını söylüyordu. Sıra bana gelince ‘Siz şikayetlerinizi sıralıyorsunuz, devlet de sizin ülkeyi bölmek istediğinizi iddia ediyor. Bu tartışma bin yıl sürebilir ve hiçbir sonuç alınmaz. En doğrusu bir siyasi proje hazırlamak ve bunu tartışmaktır. Ben bir taslak sunmak istiyorum: Türkiye’nin bugünkü sınırları minimal sınırlardır. Ülkenin idari yapısı değişmez ve federasyon kabul edilmez. Tüm dünyadaki Kürtler soydaşımızdır ve bunların güvencesi Türkiye olmalıdır’ demiştim ve bir kişi hariç itiraz gelmedi. O, federasyonun uygun çözüm olduğunu söylüyordu ama temsil gücü çok sınırlıydı.


Bana göre kimlik sorunu başka bir sorunu örtmek için kullanılıyordu. Güneydoğu ve Kuzey Irak’ta çağın gerisinde kalmış bir feodal düzen vardı ve bundan yararlananlar, konumlarını sürdürmek için, kimlik sorununu ön plana çıkarıyorlardı. Sözlerim uygulanan politikaların savunması olarak algılanmamalıdır. Çünkü yapılan her şey, sorunu çözmek bir yana, daha da müzmin hale getirdi.

Son günlerde, barışı sağlamak için yapılan toplantıda, dostluk, kardeşlik, kültürel kimliklerin korunması tartışıldı ama hiçbir biçimde bu çağdışı ekonomik ve sosyal yapının değişmesi gerektiğinden söz edilmedi. Bölgeyi kontrol eden güçler bu yapının değişmesinin kimliğin yok olması sonucunu doğuracağını düşünüyor, ağalı şeyhli, berdelli, töreli bir yapıyı Kürt kimliği olarak sunuyordu.

Kültür ve kimlik konusunda bugün varılan nokta derhal kabul edilip bölgenin sosyal ve ekonomik yapısını değiştirecek politikalar izlenseydi hem kaynaklar israf edilmemiş olur hem de büyük bir birlikteliğin alt yapısı hazırlanmış olurdu. Silahlı çatışma sorunu çözmek yerine bunun daha da derinleşmesine yol açtı.

Devlet herhangi bir sorunun tarafı değildir ve onun üstünde kalmalıdır. Onun görevi kusurlu saydığı kişileri cezalandırmakla sınırlı olamaz. Bir sorun varsa onu hazırlayan sebeplerin ortadan kaldırılması gerekir. Saç saça, baş başa kavga eden bir görüntü onun büyüklüğüne yakışmaz.

Ülkemizde yaşayan her vatandaşın ve onun sevgi duyduğu ama sınırlarımızın dışında kalan insanların yüceltilmesi, başkalarının gerisinde ve onların kullandığı araçlar konumunda olması hepimizi yaralar. Hangi soydan gelirse gelsin bizim düşmanımız değil, yüklerini severek taşıyacağımız kimseler olarak görürüz ya da görmeliyiz.

Yaşar Kemal büyük sevgi duyduğum bir yazarımızdır ve yüreğinde ne varsa benim içime akmıştır. Ama ne Türk ne de Kürt hiç kimsenin onun romanlarındaki gibi kalmasını istemem. Hepsinin daha uygar bir ortamda, var olan ve çok sevdiğim duygularını yücelterek ifade edebilecekleri biçimde yaşamasını isterim. Berdelsiz ve ilkel töresiz, yüce duyguların paylaşıldığı bir toplum diliyorum.

16.01.2007

Reklamlar

1 Yorum »

  1. Yazarın gürüşüne katılıyorum bencede baskıdan çok yardım ve kalkınma,ya yünelik projeler olsaydı silahlar yerine millete iş sağlansaydı,jitemin yerine eğitici kişiler gürev yapsaydı bu günkü duruma hiç gelinmezdi.bana güre herşey çok geç artık çığrından çıkmış bir hal aldı kuzey ırak,taki gelişmeler birebir doğuyu etkiliyor ve bu sörecin sonucunu bekliyorlar…

    Yorum tarafından songül kaya — Ocak 30, 2007 @ 11:56 am | Cevapla


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: