
Neredesin bilmiyorum!
Tarih ikibinfalanfilan
Duvarlara asılan, fotokopiyle çoğaltılmış kayıp aranıyor ilanları kadar net olabilir misin? Bu konuda da bir fikrim yok.
Anlatacaklarım var.
Anlatmak istediklerim yani.
Nefesini hissettiğim şehirler yani… Golyadkin’den de bahsetmek isterdim.
Ama onların yerine mevduat hesapları, kredi tabloları, ekstreler, vadeler, tahvil bonoları, diplomalar, balolar, eşsiz davetiyeler, devlet resmiyeti…
Delirmemize neden olacak, sebebimiz olacak, yüzümüzü siyahlaştıran onlarca şey çıkıyor dudaklarım arasından.
Biliyorum…
Gece vakti kağıt toplamaya çıkan insanlar renk katmaz kokteyl sohbetlerine. Üstünde fotoğraflar olan belediye otobüsünü hatırlamıyorsundur bile. Sokakta yatan insanların hikeyeleri hiç ilgilendirmez ki seni. Üstelik kurban bayramında neden Somali’de kurban kestirmek istediğime de bir anlam veremezsin. O ünlü şarkıcının arkasındaki vokaiste bakakalmam şaşırtır seni. Matematik’ten nefret etmemi başka nedenlere bağlamam komik gelecektir, farkındayım. Üsküdar vapurunu görünce gözlerimin uzaklardaki, çok uzaklardaki bir muharebe meydanına bakar gibi oluşu, konuşmayı sevmemem rahatsız edecektir seni. Tutuyorum kendimi. Bir enkaza dönüşüyorum yavaş yavaş. Kİrli şeyler biriktiriyor dünyü. Kirleniyorum. Kirletiyorum. 21. yüzyıl, kirlilik, yüzyıl, kirliyiz…
- Sıktın ama artık. Ne lan bu Kafka mavraları. ne zannediyorsun hödük! Kolay mı 475 yenitürklirası asgari ücrete romantik hayaller kurmak. Karın doyurmak, baca tüttürmek. Sen varya, salağın tekisin koçum. Ömrün boyunca çocuğunun elinden tutup yemeğe gidemeyeceğini bilmek ne demek öğrettiler mi sana! Sen var ya… Susuyorum şimdilik, susuyorum…
Yılmaz Yağmur / 5 papel
