Kategori: Kategorilenmemiş — serzenis @ 8:44 am

İlk defa vize oluyordum. Her zamanki tatlı sınav heyecanı içime dolmuştu. Bunun yanı sıra, ilk defa karşılaşacağım bir türe olan merakım sayesinde yerimde duramıyordum. Nihayetinde sorular önüme gelmişti. Bir besmele çektim, gözlerimi yumdum… Ve Başladım!… Hiç zorlanmadan tüm soruları cevapladım. İlk ben teslim ettim kağıdımı. Sınıftan çıkabilirdim ama oturmayı yeğledim. Canım sıkılıyordu ama dışarı çıksam da sonuç değişmeyecekti.
Sandalyem hocanın hemen karşısındaydı. Canımın sıkıldığını gören öğretmenim, masasının üzerinde duran iki kitabından birini istersem okuyabileceğimi söyledi. Gözlerimin içine bakarak gülen gözleriyle, sıcacık gülümsedi. Hemen kitapları alıp, göz gezdirdim. Bir tanesi ciddi bir esere benziyordu. O esnada yeterince sıkılıştım, o kitabın beni açmayacağını düşündüm. Diğer kitabınsa ismi hem tanıdık geliyordu hem de merak uyandırıyordu. Onu alarak okumaya başladım…
* * *
“Şimdi, yüzümü, saçlarımı, düşüncelerimi sırılsıklam eden bir korkunun içinde kilitliyim. Bu korkunun içinde ne yapacağımı bilemiyorum. Anlamaya çalış: Başkalarından korkmak değil bu… Başkalarına hiç aldırmıyorum. Tanrı korkusu değil. Tanrıya inanmıyorum. Acı korkusu değil. Acıdan korkum yok. Senden korkuyorum, seni hiçyokluktan çekip zorla çekip alan, gövdeme ekleyen rastlantıdan. Seni çok beklediysem de karşılamaya asla hazır olmadım. Ama kendi kendime hep o kötü soruyu sordum: Ya doğmak hoşuna gitmezse?”
(dahası…)